RE: NBA Süperstarlarının Hayat Hikayeleri
ASON KİDD
HIZ VE ZEKANIN KUSURSUZ BİRLEŞİMİ, JASON KIDD
HIZ VE ZEKANIN KUSURSUZ B0ŒLE^İō0Ġ
HIZ VE ZEKANIN KUSURSUZ BİRLEŞİMİ
“New, Mr.Triple-Double”
JASON KIDD #5
JASON KIDD #5
NBA tarihinde Triple-Double (bir maçta say1Ĭ ribaund, asist, top çalma veya blok kategorilerinden üçünde çift haneli say1Źa ula_ŭa) denildi
NBA tarihinde Triple-Double (bir maçta sayı, ribaund, asist, top çalma veya blok kategorilerinden üçünde çift haneli sayıya ulaşma) denildiğinde ilk akla gelen oyuncu Oscar “Big O” Robertson’dır. 1960-1974 yılları arasında ligde yer alan ve kariyerinde gerçekleştirdiği 178 triple-double ile bu kategoride zirvede bulunan Robertson, 1961-62 sezonunda da 30.8 sayı, 12.5 ribaund ve 11.4 asist ortalamaları ile hala yanına yaklaşılamayan bir başarı elde etmişti. Robertson’dan sonra 80’li yıllar ve 90’lı yılların başında Earvin “Magic” Johnson, Big O’nun başarılarını tekrarlar rakamlar yakalasada hastalığı sebebi ile basketbola ara vermesi ve daha sonra da bırakması Oscar’ın gerisinde kalmasına yol açmıştı. Aynı dönemlerde Larry Bird ve 94 draftı ile lige katılan Grant Hill gerçekleştirdikleri triple-double’lar ile Big O’yu ve Magic’i hatırlatan performanslar çizmişlerdi. Şu anda ise NBA liginde triple-double denildiğinde, akla gelen ilk ve tek isim Nets’i son iki sezonda NBA Finaline taşıyan Jason Kidd’den başkası değil. İşte karşınızda Hız ve Zekanın Kusursuz birleşimi “New, Mr.Triple-Double” JASON KIDD...
NERDEN NEREYE!!
NERDEN NEREYE!!
1967’de start alan ve 1976’ya kadar 9 sezon faaliyet gösteren ABA liginin son şampiyonu (1975-76) New York Nets, 1976 senesinin Haziran ayında Indiana Pacers, San Antonio Spurs ve Denver Nuggets ile birlikte NBA ligine katılmıştı. NBA ligine katıldığında New York’tan, 1967’de ilk kurulduğu şehir olan New Jersey’e taşınan ekip 1976-77 NBA sezonu ile birlikte New Jersey Nets adı ile NBA liginde mücadele etmeye başladı. İlk NBA sezonunda 22 galibiyet alarak ligin 22. ve son takımı olan Nets, bir sonraki sezonda ne yazık ki bu kötü ünvanını devam ettirdi. 1978-79 sezonunda ise Bernard King’in takıma katılması ile bir önceki sezona göre 13 galibiyet fazla alarak ilk defa NBA Playofflarında yer aldı ve o dönemde 3 maç üzerinden oynanan ilk turda Philadelphia’ya her iki maçta da mağlup olarak sezonu kapadı. 1983-84 sezonunda tekrar playoff başarısı yakalayan ve ilk defa ilk turu geçme başarısını gösteren Nets (Philadelphia 3-2), bir üst turda Milwaukee’ye 4-2 elenmekten kurtulamadı. 1985-86 sezonundan itibaren genelde ilk 10 sıranın dışında yer alan, playofflara kalabildiği senelerde (1992-1993-1994-199 ise ilk turdan öteye gidemeyen Nets’de her şey geçen sezon (2001-02) değişti. Geçen sezona kadar son 16 yılda sadece 3 kez .500 galibiyet oranını geçebilen ve playoff’a kalabildiği 4 sezonda ilk turdan öteye gidemeyen (16 playoff maçında sadece 4 galibiyet) Nets, NBA tarihinin en başarısız ve oyuncular tarafından en az tercih edilen takımlarından biriydi. Aslında kadroları 1998’den itibaren çok çok gelişmişti ama başarı bir türlü gelmiyordu. 1997’de draftta 2.sıradan seçilen Keith Van Horn draft-takas yolu ile kadroya katıldı. Backcourt’ta Sam Cassell, Kerry Kittles, frontcourt’ta tecrübeli Kendall Gill ve NBA ribaund krallığında 2.sırayı alan Jayson Williams ile Nets geleceğin takımı olarak gösteriliyordu. Ama bir türlü gelmeyen başarı önce Cassell’ın başını yaktı ve 1999’da takas yolu ile kadroya Stephon Marbury katıldı. 2000 Draftında ilk sıradan seçme hakkı elde edildi ve Cincinnati’nin forvet oyuncusu Kenyon Martin, takıma dahil oldu. Ama yine de Nets son sıralardan kurtulma başarısını gösteremedi ve geçen sezon başında bu sefer Marbury takas ile takımdan gönderildi. İşte o takasta Marbury’e karşılık kadroya katılan O oyuncu Nets’in çehresini değiştirdi ve Nets’e sanki sihirli bir değnek deymişçesine takım tarihinin en başarılı regular sezonunu geçirerek bir evvelki sezona göre 26 fazla galibiyet ile (52 galibiyet ile .634’lük galibiyet oranı) Doğu Konferansında ilk sırayı aldı. Playoff’larda ilk turda Indiana’yı, ikinci turda Charlotte’ı eleyerek NBA tarihlerinde ilk defa Doğu Konferansı Finaline yükseldi. Burada rakip Boston’du ama yine O oyuncu serinin kaderini değiştirdi ve Nets tarihinde ilk defa NBA finaline çıktı. Ama NBA Finalinde O oyuncun gücü Lakers efsanesine karşı koyamadı. Bu sezon da Nets, geçen sezonki başarının bir sürpriz olmadığını yine bu oyuncunun üstün oyunu ile herkese kabul ettirdi ve 49 galibiyet ile Doğu Konferansında 2.sırayı aldı. Playofflarda ilk turda Milwaukee’yi 4-2 geçtikten sonra ikinci turda Boston’u ve Doğu Finalinde Detroit’i 4-0’lık sonuçlarla süpürerek ard arda 2.defa NBA Finaline yükseldi. Böylece Chicago Bulls efsanesinden sonra ilk defa bir Doğu takımı ard arda 2 yıl NBA Finalinde oynama başarısını yakaladı. Ama geçen sezon Shaq, bu sezon ise Duncan, Nets’in final serisini kazanmasını engelledi ve Nets sezonu NBA Finalisti olarak kapadı.
İşte bu ay sizlere tanıtmak istediğimiz oyuncu, o başarısız Nets’i bataktan kurtarıp ard arda iki yıl NBA finaline taşıyan, skorer kimliği veya gösterişli basketbolu ile değil takımını oynatan ve etrafındaki oyuncuların kabiliyetlerini açığa çıkartan oyunu ile sivrilen O takas ile takıma katılan oyuncu. İşte karşınızda, basketbolunu zekası ile bir üst seviyeye taşıyan ve kendisine göre bir çok yetenekli oyuncuyu oyun bilgisi ile gölgede bırakan Nets’in 5 numaralı All-Star guard’ı JASON KIDD…
BILLY THE KIDD!!
BILLY THE KIDD!!
Tam ad1Źla Jason Frederick Kidd, hava yolu müfetti_ũ bir baba ve banka memuru bir annenin çocu
Tam adıyla Jason Frederick Kidd, hava yolu müfettişi bir baba ve banka memuru bir annenin çocuğu olarak 23 Mart 1973’te California Alameda’da dünyaya geldi. Çocukluğunda, Jason’ın favori sporu futboldu. (Hayır, Amerikan futbolu değil bildiğimiz futbol!) Basketbolla resmi tanışması 3.sınıftayken yanına gelen 4.sınıfların basketbol takımlarında onu görmek istemeleriyle olmuştu. Böylece Kidd, Saint Joseph of Notre Dame lisesi basketbol takımına giriyordu. 1990-91 sezonunda takımı California Division 1 eyalet şampiyonluğunu kazanırken genç Jason’ın payı inkar edilemeyecek derecede büyüktü. İkinci senede aynı başarı tekrarlanmıştı. Okulun iki senede yaptığı 69 maçtan 63’ünden galip ayrılması Kidd’in ne kadar yetenekli olduğunu gösteriyordu. Aslında maç başına yakaladığı 25 sayı, 10 asist, 7 ribaund ve 7 top çalmalık performansı da bunu gözler önüne seriyordu.
Onun bu ba_šr1ų1Ů1Ů temelleri asl1Ůda Oakland
Onun bu başarısının temelleri aslında Oakland’in asfalt sokak sahalarında atılmıştı. Jason, Alameda’dan idi. Yani şehrin “düzgün ve temiz” tarafından. Bu da onu diğer zenci sokak oyuncularından farklı yapmaya yetiyordu zaten. Fakat o, sadece geldiği yerle değil oynadığı oyunla da farkını gözler önüne sermişti. (Evet Kidd’in inanılmaz pas kabiliyetinden bahsediyorum.) O ,sanki takım arkadaşlarının -hatta onlardan bile önce- nereye gideceğini kestirebiliyordu. Bu özelliğiyle kendini sokakta kabul ettirdi ve o sıralar NCAA’de Oregon Ducks’ın yıldızı Gary Payton ile tanışma ve tabi maç yapma fırsatı buldu. (NBA yıldızlarından size Payton’ı anlatmalarını isteseniz size ilk önce ne savunmasından ne de hücumundan bahsederler. İlk söyleyecekleri özelliği onun maç boyunca durmayan çenesi olacaktır. Evet Payton NBA’in en kıdemli savunmacılarından biri bu konuda herkes hemfikir, ama bunda rakibiyle konuşarak onu demoralize etmesinin payı yadsınamayacak derecede büyük.) Payton’a göre Jason çok yetenekli bir gençti ve özellikle hücumda takımını sırtlayabilecek, sorumluluk alabilecek kapasitedeydi, fakat savunması yeterli seviyede miydi? Bu noktada Gary nam-ı diğer ‘The Glove’ (rakibini eldiven gibi sardığı söylenir) devreye girmiş ve Kidd’e bir eğitmen edasıyla yaklaşmıştı. Tabi bir sokak basketbolcusundan nasıl bir eğitmen olabilirse ancak öyle... Payton karşısında savunma olarak Jason’ı gördüğünde ona daha fazla yüklendiğini, daha sert oynadığını, çamurluk yaptığını ve tabi en çok ona konuştuğunu inkar etmiyor. Fakat bunların hepsinin onun sertliğe alışması ve sert oynaması için gerekli olduğunu da söylüyor. Payton onla yaptığı her maçtan sonra kendisini evdekilere şikayet ettiğini ama ertesi gün daha bir azimle onu durdurmak için gene asfalt sahada onu beklediğini de ekliyor. Jason ise o zamanlardaki eğitmeni hakkında övgüyle söz ediyor: ”Kuralları en iyisinden öğrendim”. Bunlar olurken Jason henüz 14 yaşındaydı ve okulu Saint Joseph of Notre Dame başarıdan başarıya koşuyordu. Bu başarılar yetenek avcılarının iştahını kabartmıştı. Jason ilk ciddi üniversite bursu teklifini o sene -yani 14 yaşında- bir mektupla aldı. “Şimdiden mi?” diye düşünüp yanlış olabileceğine karar verip teklifi geri çevirdi. İyi olduğunu biliyordu fakat o kadar da değildi. Kim bilir kaç kalburüstü oyuncuya bu tip teklifler yapılmış ve kim bilir kaçı buna “Evet” diyip harcanmıştı. Fakat o sıralar Kidd’in çevresine baktığınızda bu teklifin adeta “geliyorum” dediğini görebilirsiniz. Okulunda Jason Kidd tişörtü adeta bir üniformaydı. Giymeyene adeta uzaylı gözüyle bakılıyordu, röportajlar gazete haberleri de cabası...
Ve Jason
Ve Jason’ın okulundaki son senesi gelmiş çatmıştı. Bu da ertesi sene için bir üniversite seçimini beraberinde getiriyordu. Daha sonra seçeceği California, o sene başında kafasında oluşturduğu 5 kolejden biri değildi. Hatta California’yı hiç “resmi” olarak ziyaret etmemişti. Düşünülenin aksine California koçu Lou Campanelli ile de hiç bir bağlantısı yoktu. Tüm bunları bir terazinin “olumsuzluklar” kefesine koyarsanız diğer kefeye çok değerli bir şey koymalısınız ki seçiminizi o üniversiteden yana yapmanız için ağır bassın. Jason için California’nın tek olumlu yanı “evine, yuvasına yakın” olmasıydı. Hatta o kadar yakındı ki öğretmenlerle sokakta, sporcularla spor salonunda veya asfalt sahada kim bilir kaç kez karşılaşmıştı. Sonuçta Kidd, elinde USA Today’in High School Player of the Year ödülü, kolej ligleri asist krallığı ve biri önceki seneden toplam iki California Player of the Year ödülüyle California Üniversitesi’nin yolunu tuttu.
KIDD’IN KISA NCAA KARİYERİ
Fakat i_Ŭer umuldu
Fakat işler umulduğu gibi gitmedi. Kidd koç Lou’nun devamlı takım arkadaşlarına küfretmesinden onları aşağılamasından hoşlanmıyordu. Koçluk küfrederek motive etmek değildi. Zaten Campanelli, Kidd’e karşı da özel bir ilgi duymuyor diğer oyunculara nasıl davranıyorsa ona da öyle davranıyordu. Takım Campanelli’den şikayetçiydi. Sonuçta Jason’ın ilk senesinin sonlarına doğru Campanelli’ye kapının yeri gösterildi ve yerine asistanı Todd Bozeman getirildi. İlk NCAA sezonunda 13.0 sayı, 7.7 asist, 4.9 ribaund, 3.79 top çalma ortalamalarını tutturan Kidd, Pac 10 Konferansında hem asist hem de top çalma kralı oldu ayrıca Gary Payton’a ait olan Pac 10 Konferansı top çalma rekorunu da kırdı. Koç değişikliği de hemen etkisini gösterdi ve Kidd 1993-94 sezonunda 16.7 sayı, 9.1 asist, 6.9 ribaund ortalamalarıyla konferansta adeta her istatistikte zirveye oynuyordu.
Birkaç hafta sonra Jason, birkaç inan1Ŭmaz son saniye at1şıŹla tak1ŭ1ĠCalifornia Golden Bears
Birkaç hafta sonra Jason, birkaç inanılmaz son saniye atışıyla takımı California Golden Bears’ı 93 NCAA Turnuvasına taşıdı. Maç kazandıran şutlarından ilki LSU, (LSU gözünüzde canlandırmak isterseniz 5 tane iri cüsseli 2.10’luk adam düşünmeniz yeterli!) ikincisi ise, önceki iki senenin NCAA şampiyonu Duke Blue Devils karşısındaydı. Kidd bu maçta 14 asist, 11 sayı, 8 ribaund, 4 çalmayla “normal” oyununu sergilemişti. Blue Devils, o sene de şampiyonluğun en büyük favorilerindendi -zaten duke’un favori olmadığı sene yok gibi- fakat Kidd’in game-winner’ı onları three-peat hayallerinden uyandırdı. Bu maçta Bobby Hurley’nin savunmasında attığı son saniye şutu Sports Illustrated kapağına taşınan Kidd, sophomore senesinin ardından (yani kolejdeki 2. senesi sonunda) profesyonel olmaya karar verdi. Kidd, iki senelik kısa üniversite kariyeri süresinde daha sonra Phoenix’de beraber oynayacağı Kevin Johnson’ın asist ve top çalma rekorlarını kırmıştı. 92-93 yılında aldığı PAC-10 Freshman of the Year ödülünün yanına bu sefer PAC-10 Player of the Year ödülünü ekliyordu. Ayrıca Kidd, bu ödülü alan ilk 2.sınıf öğrencisiydi.
1994 NBA DRAFTI ve DALLAS TAR0ň0Ŏ0Ŏ 3J
1994 NBA DRAFTI ve DALLAS TARİHİNİN 3J’Sİ
Jason Kidd, NBA
Jason Kidd, NBA’ye adımını 1994 Draft’ında Glenn ‘Big Dog’ Robinson’ın arkasından, Grant Hill’in önünden 2. sırada Dallas Mavericks tarafından seçilerek attı. Jason, böylelikle Dallas’ın genç ilk beşindeki Jamal Mashburn ve Jim Jackson’dan sonraki üçüncü “J” oldu. Mavs sezona çok iyi başladı. Oyuncular koştukları zaman topun kendilerine geleceklerinden emin oldukları için çok rahat oynuyorlardı, kendilerine olan güvenleri tamdı. Jackson ve Mash’in 50 sayılık maçları bunun göstergesiydi (JJack @ Denver 26/11/94; Mash @ Chicago 12/11/94). Bu sırada Kidd box score’larda pek dikkat edilmeyen, fakat maçı kazanmak için gereken bir çok sorumluluğu alıyordu. Uzun adamlara ribandlarda yardım ediyor, takımın skorerleri sıkıştığında top kullanmaktan çekinmiyor, top çalıyor savunma yapıyor, rakibin yıldızını kilitliyordu. Yani, takım kimyasının en önemli parçasını oluşturuyordu. Jason’ın ilk senesinde bir sene evvel ligin 13 galibiyet ile son sırasında bulunan Dallas, bir önceki seneye göre 23 maç daha fazla kazandı (36 G-46 Y) ama Batı’da 10.sırayı alarak playoffların dışında kaldı. NBA tarihinde o ana kadar hiç bir rookie guard takımına bu kadar katkı sağlamamıştı. Gözden kaçan bir nokta ise bu patlamanın takımın skorerlerinden Jim Jackson’ın bilek sakatlığında 31 maç kaçırmasına rağmen gerçekleşmesiydi. Ve sezon sonunda Kidd üstün performansının karşılığını Grant Hill ile birlikte 11.7 sayı, 7.7 asist, 5.4 ribaund ve 1.91 top çalma ortalamaları ile Rookie of the Year (yılın çaylağı) seçilerek alıyordu. Sezonu top çalma krallığında 7., asist krallığında 10.sırada tamamlayan çaylak Kidd, 4 triple-double ile bu kategoride ise ligin zirvesindeydi.
Fakat sonraki sene Dallas ve Kidd için i_Ŭer istenildi
Fakat sonraki sene Dallas ve Kidd için işler istenildiği gibi yürümedi. 3J’nin arasına kara kedi girdi. Bir takım için en büyük problem oyuncular arasındaki çekişmedir. Mücadele demiyorum çünkü mücadele hırsı beraberinde getirir ve bu takım başarısına yansır. Fakat çekişme takıma ve oyunculara zarar vermekten başka hiç bir işe yaramaz. Mavericks’te ortaya çıkan ilk problem Jim ve Jamal arasındaki ağız dalaşıydı. Sebebi de pek tabi hücumda alınacak insiyatifti. Hangisinin ilk hangisinin ikinci opsiyon olacağı kafaları karıştıran en önemli soruydu. İkinci fakat en az birincisi kadar önemli olan, Jackson’ın topun kontrolünü istemesiydi. Bu Kidd’in rolünü kısıtlıyordu. Takımda veteran bir lider, tecrübesiyle olaya ağırlığını koyacak biri olmaması bu tartışmayı uzattıkça uzattı. Sonunda Kidd ortamı yumuşatmaya yönelik bir kaç demeç verdi fakat söylediği şeyler yanlış anlaşıldı ve bağlar tamamiyle koptu. Mavs 26-56’lık dereceyle ligin en altlarına demir atmıştı. Kidd bütün bu olanlara rağmen 82 maçta forma giymiş ve istatistiklerini 16.6 sayı, 9.7 asist (lig 2.si), 6.8 ribaund ve 2.16 top çalma (lig 4.sü) ile dişe dokunur derecede geliştirmişti. Ayrıca 783 asist ve 553 ribaund rakamlarına ulaşarak 1990-91 sezonunda (Magic Johnson) sonra 700 asist, 500 ribaund rakamlarını geçen ilk oyuncu olmuştu. Regular sezonda 9 triple-double ile, Grant Hill’in ardından (10 triple-double) 2.sırada yer bulurken, 30 Ocak’ta Clippers karşısında 21 sayı, 16 asist ve 16 ribaund rakamlarına ulaşarak, 1989 sezonundan bu yana (Magic Johnson) bir maçta 20 sayı, 15 asist ve 15 ribaund rakamlarını yakalayan ve geçen ilk oyuncu oldu. San Antonio’da düzenlenen All-Star maçına 1 milyonun üzerinde oy alarak seçilirken, Dallas tarihinde All-Star maçına ilk beşte başlayan ilk oyuncu olmayı da başardı. (7 sayı, 10 asist, 6 ribaund) Tüm bu kişisel başarılara rağmen, çok yetenekli 3 gençle Dallas’ın ligin dibinde olması eleştirilerin çoğalmasına yol açıyordu. Jason’ın bunu o zaman anlaması biraz zordu fakat henüz ikinci senesinde çok önemli bir ders almıştı: Kazanmanın önemini. Dallas gibi yetenekli bir takımın bile bir kaç sıradan tartışma sonucu ligin dibine batabildiğini göz önünde bulundurursak bunu ne kadar önemli olduğunu anlayabiliriz.
DALLAS
DALLAS’DAN PHOENIX’E KISA BİR YOLCULUK
1996-97 sezonunda ilk 22 maçta 9.9 say1Ĭ 9.1 asist ortalamalar1Ů1Ġtutturan Kidd, Dallas
1996-97 sezonunda ilk 22 maçta 9.9 sayı, 9.1 asist ortalamalarını tutturan Kidd, Dallas’taki düşüşü ve bölünmeyi engelleyemeyince, 1996 Christmas’ın ertesi günü 26 Aralık 1996’da, Tony Dumas, Loren Meyer ile birlikte, Sam Cassell, A.C. Green, Michael Finley karşılığında Dallas’tan Phoenix’e takas edildi. Green gidişi ile Suns’ın cap space’inde oldukça büyük bir yer açılmıştı. Bu boşluğun gelecek için yapılacak yatırımlar için yeterli mali kaynağı sağlayacağı kesindi. Fakat Jason’ın kendine göre problemleri vardı ve bunların başında Mavericks geliyordu. Arkasında kendi başına kurtarmak istediği bir takım bırakmıştı, düzelmesi için çabaladığı bir takım. Fakat Dallas’taki bazı kimseler, Kidd gittikten sonra onun arkasından konuşmuş, çamur atmıştı. Ve Kidd’in elinden hiç bir şey gelmiyordu. Bu noktada NBA’de henüz üçüncü senesini yaşayan Jason yeni bir ders daha öğreniyordu: “Eğer kendini savunmak için elinden bir şey gelmiyorsa bırak oynadığın oyun senin cevabın olsun”
“Eğer kendini savunmak için elinden bir şey gelmiyorsa bırak oynadığın oyun senin cevabın olsun”
Jason Kidd, Phoenix formas1Ġalt1Ůda ç1ūt1ğıĠilk maçta köprücük kemi
Jason Kidd, Phoenix forması altında çıktığı ilk maçta köprücük kemiğinden sakatlanana kadar oynadığı 20 dakikalık bölümde 6 sayı, 9 asist, 7 ribaund ve 3 top çalma gerçekleştirmişti. Ama sakatlığı Phoenix forması giymesini 21 maç erteledi. 21 maç sonunda formasına kavuşan Kidd, sezonda şut yüzdesini %38’den %42‘ye, 3lük yüzdesini de %32.3 ten %40.0’a çıkartırken, kalan 32 maçta Phoenix’e 23 galibiyet getirerek playoff yarışında büyük bir ivme kazandırmıştı. Sezon sonunda asist krallığında 4., top çalma krallığında 5.olan Kidd, Phoenix forması ile 2 triple-double yapmayı başardı. Ama o sezonki en büyük yenilik Kidd’in kariyerindeki ilk playoff maçına çıkmasıydı. Kidd’in gelişi ile regular sezonu sezonunda (Phoenix Suns, Kidd gelmeden önce, 17 galibiyet, 32 mağlubiyet ile 11.sıradaydı) 40 galibiyet, 42 mağlubiyet ile Batı’da 7.sırayı alan Phoenix 1997 NBA Playofflarında ilk turda Seattle ile eşleşti. 3.maçın sonunda seride 2-1 öne geçen Phoenix, evinde oynadığı 4.maçta Kidd’in 23 sayı, 14 asist ve 6 ribaunt’una rağmen salondan 122-115 mağlup ayrıldı. Seriyi 2-2’ye getiren Seattle son maçta 24 sayılık farkla salondan galip ayrılarak bir üst tura çıkan takım oldu. Kidd’in ilk playoff tecrübesi 12.0 sayı, 9.8 asist, 6.0 ribaund ve 2.20 top çalma ortalamaları ile noktalanmıştı.
İLK ASIST KRALLIĞI
1997-98 sezonu Suns için son derece ba_šr1Ŭ1Ġgeçiyordu. 82 maçta al1Ůan 56 galibiyet takas1Ů ne kadar yararl1Ġoldu
1997-98 sezonu Suns için son derece başarılı geçiyordu. 82 maçta alınan 56 galibiyet takasın ne kadar yararlı olduğunun bir göstergesiydi adeta. Takım içinde skor yükü öyle güzel bölünmüştü ki rotasyondaki 9 oyuncunun 9 veya daha üstü bir ortalaması vardı. Bu sırada Kidd, Suns takımının bir üyesi olarak kendini kabul ettirmişti. 21 Şubat 1997’de yerel bir televizyonda muhabir olan Joumana Samaha’yla dünya evine giriyordu. (Joumana’nın babasının Türk, annesinin ise Lübnan’lı olduğunu belirteyim) Çift, 12 Ekim 1998’de çocuk sahibi olacaktı. Kidd “Phoenix’de başıma gelen en iyi iki şey” diye özetliyordu. Fakat playoff’a kaldığı da işin rengi değişti. Cliff Robinson, Penny Hardaway, Antonio McDyess, Tom Gugliotta gibi starlar bulunmasına rağmen PHX playoff ikinci turdan öteye geçemedi. Her sene bir başka sorun çıkıyordu. 97’de sorun, dönemin güçlü ekibi Payton, Kemp, Schremph, Hawkins, Mcilvaine‘i kadrosunda bulunduran Seattle’dı. 98’de ise senenin flaş çaylağı Duncan ve San Antonio’ya boyun eğiyorlardı. 1998-99’da lockout nedeniyle 50 maç üzerinden oynanan sezon sonunda Kidd ilk NBA asist krallığına ulaşırken, hem ALL-NBA First Team’inde hem de ALL-NBA Defensive Team’inde yer buldu. Fakat playoffta ilk turda Portland tarafından süpürüldüler. 1999-2000 de Kidd, 2.defa ard arda asist krallığına ulaşırken, ALL-NBA First Team’inde ard arda 2.defa üyesi seçiliyordu. Playofflarda önceki sezonun şampiyonu Spurs’u yenip tur atladılar fakat rakip Lakers’tı ve sonuç kaçınılmazdı. Başarılı regular sezonların ardından playofflarda bir türlü gelmeyen başarı herkesi rahatsız ediyordu. Bir günah keçisi bulunmalıydı.
OLİMPİK MACERA
Bir yandan Phoenix tak1ŭ1Ůda bir çok sorun ya_šyan ve zor günler geçiren Kidd di
Bir yandan Phoenix takımında bir çok sorun yaşayan ve zor günler geçiren Kidd diğer yandan 2000 senesinde Sydney olimpiyatlarında Amerika Birleşik Devletleri’ni temsil edecek kadroda ismi açıklandığında yaşadığı sevinç verdiği demeçlerden anlaşıyordu. “Uluslararası alanda ülkenizi temsil etmekten daha onurlu bir şey düşünemiyorum. Bu benim için büyük bir gurur formayı elimden geldiğince iyi taşıyacağım.”
Eleme turlar1Ůda Amerika, 0Ŵalya, Litvanya, Fransa, Çin ve Yeni Zelanda
Eleme turlarında Amerika, İtalya, Litvanya, Fransa, Çin ve Yeni Zelanda’nın olduğu A grubundan namağlup bir şekilde çeyrek finallere çıkıyor ve Rusya ile eşleşiyordu. Maç 85-70 USA lehine bitiyor Kidd, Garnett (16) ve Carter’dan (15) sonra 10 sayıyla takımının galip gelmesinde önemli rol oynuyordu. Yarı finallerde ise 14.700 kişinin izlediği Litvanya karşısında 6 sayıda kalıyordu. Fakat USA maçtan 85-83 galip ayrılıyordu. Diğer yanda ise Fransa ev sahibi Avustralya’yı 76-52 ile geçerek finalde USA’nın rakibi oluyordu. Final maçında Fransa’yı 85-75 geçen Amerika şampiyonluğa ulaşırken Kidd, Carter’ın Frederick Weis’in (2.16 m) üstünden bastığı smacın asistini yapıyordu. Kidd, Olimpiyat sonunda altın madalyayla ödüllendirilen takımın gardı olmanın yanında bir de aldığı kısıtlı süreye rağmen gümüş karmaya seçilmişti. Tüm turnuva boyunca 6.0 sayı 4.4 asist ile oynamış 5.2 ribaund ile takımda Garnett ve Mourning ten sonra en çok ribaund alan oyuncu olmuştu ama NBA’de yeni sezon onun için çok zorlu geçecekti.
OLAYLARIN TAKIMI PHOENIX
OLAYLARIN TAKIMI PHOENIX
2000-01 sezonu Phoenix medyas1Ġiçin oldukça hareketli geçiyordu. Suns tak1ŭ1Ů1Ů y1Ŭd1źlar1Ġbirer birer olaylara bula_ıŹordu. Önce Penny Hardaway bir kad1Ů1Ů kafas1Ůa silah dayay1Ű onu tehdit etti
2000-01 sezonu Phoenix medyası için oldukça hareketli geçiyordu. Suns takımının yıldızları birer birer olaylara bulaşıyordu. Önce Penny Hardaway bir kadının kafasına silah dayayıp onu tehdit ettiği gerekçesiyle suçlanmış ve mahkemelik olmuştu. Daha sonra takımın skoreri Clifford Robinson uyuşturucu ile yakalanmış ve o da Penny ile aynı akıbeti paylaşmıştı: mahkeme. Ve 18 Ocak günü bu sefer Jason Kidd evde çıkan bir tartışma sonucu karısı Joumana attığı tokat gerekçesiyle göz altına alındı. Çift daha sonra aralarındaki sorunları çözdüklerini ve ayrılmayacaklarını dile getirmiş olsa da Suns yönetiminin gözünde hasar böyle kolaylıkla giderilemezdi. Playofflarda bu sefer Sacramento’ya kaybeden Phoenix’de aranan günah keçisi bulunmuştu.
Suns ba_ūan1ĠJerry Colangelo Jason
Suns başkanı Jerry Colangelo Jason’ın oyunun yeterince “gösterişli” olmadığını ve taraftarları tribüne çekmediğini öne sürdü. Bu açıklamalar Kidd’i kızdırmıştı. Çünkü onun oyun stili söylenilenin aksine rakip onu durdurabileceğini kanıtlayana kadar saldırmak, saldırmak ve saldırmaktı. Aslında asıl problem Suns takımında “bitirici” oyuncuların eksikliğiydi. Siz ne kadar fast break şansı yakalarsanız yakalayın eğer takım arkadaşlarınız işin en kolay kısmını, yani topu çemberden geçirmeyi başaramıyorsa fast breakler hiç bir kazanç sağlamaz. Üstüne üstlük takımı yorar. Phoenix yönetimi de muhtemelen bunu biliyordu fakat Kidd’i kurban etmek tüm takımı baştan yenilemekten takdir edersiniz ki daha kolaydı.
“Çoğu kişi deli olduğumu düşünüyor, fakat bazen başarmak için deli olmalısınız. Gerçekten bunun [takasın] benim için çok iyi olduğunu düşünüyorum. Aynı derecede Nets için de. Bence fırsat, mücadeledir, kendini kanıtlamaktır. Ve şu durumda ancak maçları kazanarak kendimizi kanıtlayabiliriz. Ben buna hazırım. Biz buna hazırız.” Jason Kidd
BU SEFER K0ĠYOLCULUK DO
BU SEFER Kİ YOLCULUK DOĞU’YA
Bu seferki takas haziran da NBA Draft
Bu seferki takas haziran da NBA Draft’inden hemen sonra yapıldı. Başrollerde ise Jason Kidd ve onun hiç benzemek
istemedi
istemediği türde bir guard olan ve “kağıt üstünde” Suns’ın aradığı, taraftarı tribüne çekebilecek atan, tutan, koşan, coşan, coştukça coşturan, ateşli Nets gardı Stephon Marbury vardı.
NBA’de iki gerçeklik tartışılmaz: “Turnikeye girerken atılan fazla adım steps değildir ve New Jersey’de oynamayı kimse istemez!” aslında Kidd, NJ ye takas edilmekten çok, bu takası takımdan gelen bir telefon yerine tıpkı halkın geri kalanı gibi medyadan öğrenmeye sinirlenmişti. Fakat ertesi gün yapılan basın toplantısında daha önceki senelerdeki olayların getirdiği deneyimle soğukkanlılığını korumuş ve olgun davranarak sorulara cevap vermişti. Tabi ki herkesin kafasındaki en önemli soru Ocak ayındaki tutuklanmanın bu takasta etkili olup olmadığıydı. Jason’ın cevabı “Tabi olabilir. Ama çoğunluk bunun basketbolla alakalı bir karar olduğu konusunda birleşecektir.” şeklindeydi.
Ülkenin di
Ülkenin diğer tarafında ise başka bir basın toplantısında NJ Nets başkanı Rod Thorn yeni guardlarının takıma kazandıracakları hakkında konuşuyordu: ”En büyük 3 problemimiz ribaund almak, savunma ve takım kimyasıydı. Sadece bir takasla bu üç alanda da eksiklerimizi giderecek konuma geldik”
Kidd, NJ
Kidd, NJ’e geldiği zaman öncelikle kafasında bazı olayları çözmesi gerekti. Mesela Nets’in aslında çoğu insanın düşüncesinin aksine kötü bir takım olmadığını fakat bir türlü gereken patlamayı yapamadığını anladı. Bunun da tabi ki en önemli sebebi sakatlıklardı. Önce büyük umutlar bağlanan Kerry Kittles’ın sakatlığı daha sonra 2000 draft’ında 1.sıradan seçilen Kenyon Martin’in kırılan ayağı Nets’in istenilen sonuçları almasına engel oluyordu. 2001-02 sezon başında New Jersey Nets’in kadrosu Kidd için biçilmiş kaftandı. Martin ve Kittles gibi iki süper bitirici özellikleri yüksek oyuncu, set hücumunda şut kullanabilecek Van Horn gibi düzgün bilekli bir forvet, Todd MacCoulloch gibi vasat ama uzun bir pivot. Benchte ise Aaron Williams ve Lucious Harris gibi deneyimli iki görev adamı, seyirci coşturan smaçlarıyla çaylak Richard Jefferson. Ve hepsinin ortak özelliği: Kazanamaya dolayısıyla başarıya olan açlık...
Başkan Thorn ve koç Byron Scott’a göre Nets’in başarısı için gereken iki etmen, az sakatlık ve başarılı bir önderlikti. Sakatlıkların kaçınılmaz olduğu düşünülürse önderlik konusunda Jason devreye girdi ve kendinden önceki Marbury’nin aksine takım arkadaşlarına duyduğu saygı ve güven ile onlardan en yüksek derecede yararlandı. Özellikle sezon ortasında verdiği “playofflardayız” demeçleri de bunun bir göstergesiydi.
“Çoğu kişi deli olduğumu düşünüyor” diyordu Kidd, “Fakat bazen başarmak için deli olmalısınız. Gerçekten bunun [takasın] benim için çok iyi olduğunu düşünüyorum. Aynı derecede Nets için de. Bence fırsat, mücadeledir, kendini kanıtlamaktır. Ve şu durumda ancak maçları kazanarak kendimizi kanıtlayabiliriz. Ben buna hazırım. Biz buna hazırız.” Bütün bu sözler koç Scott’a adeta bir şarkı gibi geliyordu. İnanmak başarmanın yarısı derler. NJ sezon başında ligi kafasında çözmüş başarıya giden yolu önceden kestirmişti. Geçen seneki 26-56’lık kötü dereceye sahip takımdan farklı olan sadece 4 çaylak oyuncu (RJ, Scalabrine, Collins, Brendan Armstrong) ve point guard Jason Kidd’di. Bu kadar az değişiklik başarıyı beraberinde getirebilir miydi?!
Koç Scott sezon öncesi kamp1Ůdan bir gün önce Jason
Koç Scott sezon öncesi kampından bir gün önce Jason’ın takıma söylediği lafları hatırlatıyor. “Kaybetmeye mahkum değiliz. Hepimiz sıkı çalışırsak başarıya takım halinde ulaşabiliriz.” Ve devam ediyor odadaki herkes sandalyesinin üstündeydi! Tabi ki her zaman görünmeyen kahramanlar vardır. Koç Scott da onlardan biriydi. Yavaş ama emin adımlarla Nets’i Jason’ın en verimli olacağı takım kalıbına soktu. Savunmada mücadele, her iki pota altında ribaundlar ve rakibin oflama puflamaları arasında devamlı hareket eden bir top. İşte bu Jason’ın stiliydi ve Suns’ta ortaya koyamadığı hızlı oyun NJ de dişlilerin çalışması gibi tıkır tıkır işliyordu. Komuta Kidd’deydi ve oynayanlar oynadıkları oyundan izleyenlerde sahadaki şovdan büyük keyif alıyorlardı.
Kampın ilerleyen günlerinde Nets’in starları kendilerini bulmaya başladılar. Van Horn 1.80lik bir şutor gaurd değil de 2.10’luk bir forvet olduğunu, Kittles ise eli sıcakken durdurulamadığını hatırladı. Martin ise Kidd’in sayesinde bir kaç yeni numara öğrenmişti. Fakat en önemlisi üçünün de kendilerine güvenleri yerine gelmişti. Aynı şekilde çaylaklar da takıma rollerini öğrenmiş, uyum sağlamıştı. Herkes gereken katkıyı yapıyordu. İşler böyle gittiği sürece Nets’in playoff’a girmemesi için hiç bir engel yoktu.
Kamp bitip de sezon ba_Ŭad1ğıŮda kimse -taraftarlar bile- Nets
Kamp bitip de sezon başladığında kimse -taraftarlar bile- Nets’in sezon içinde 50 galibiyet alacağını düşünmüyordu. Bunun için takım kalitesini önce kendi taraftarlarına ispatlamalıydı. Sezonun ilk maçında Indiana Pacers’a karşı 9000 taraftar Continental Airlines Arena’da yerlerini almıştı. Bun bir NBA maçı için düşük bir rakamdı. Fakat bu bile Kidd için sıcak bir “merhaba” sayılabilirdi. Dakikalar geçtikçe Nets geri düşmeye başladı. Herkesin kafasında aynı düşünce hakimdi “yeniden başlıyoruz, değişen bir şey yok, lig sonunculuğu, bekle Nets geliyor!” fakat son periyotta inanılması güç bir değişim yaşandı. Geçmiş seneler olsa son periyotlar New Jersey taraftarları için bir işkence gibi geçerdi. Çünkü maç zaten ilk 3 periyotta bitmiş olur, 4 periyot rakip takım çaylaklarını ve normal sezonda süre almayan oyuncularını sahaya sürer adeta taraftarlarla dalga geçerdi. Taraftarlar ise salonu terk ederdi. Fakat bu sefer farklıydı. Kidd ve takım arkadaşları maçı bırakmamıştı ve Pacers lehine olan 11 sayılık farkı kapatmışlardı. Bu muhteşem geri dönüş sonucu Nets evinde 103-97 kazanmıştı. Oyuncuların ve teknik heyetin yüzündeki gülüş taraftarların inançsızlığını silip atmıştı. Kidd’in yeni forması ile ilk maçında rakamları ise 14 sayı, 10 ribaund, 9 asist ve 4 top çalmaydı.
Nets’in bundan sonraki sekiz rakibinden altısı da Pacers ile aynı kaderi paylaştı. Fakat bunlardan bir tanesinin New Jersey adına anlamı diğerlerinden çok çok farklıydı. Nets taraftarlarının ligde en “kıl” oldukları takım olan New York Knicks’e karşı alınan 26 sayılık galibiyet. Maç adeta bir karnaval havasında geçmiş rotasyondaki herkes görevini eksiksiz yerine getirmiş ve taraftarlara inanılmaz bir şov sunulmuştu. Kidd bu maçta sadece 9 top kullanıyor ama 12 sayı ve özellikle15 asisti ile bütün takım arkadaşlarını eğlenceye katıyordu. New Jersey daha sonra Seattle’ı 106-94 ile geçti. Kidd yakın arkadaşı Payton’ın karşısında 16 sayı, 13 asist ve 9 ribaund ile baskın geldi. Maçtan sonra iki guardı karşılaştırması istenildiğinde Koç Scott gülerek “Tek fark Payton’ın çenesi çok daha fazla düşük” diyordu. Jason konuşmasını saha dışında yapıyordu. “Nets şu ana kadar oynadığım en iyi takım, sanırım. Atletik ve yetenekli. Evet uzak ara en iyi takım. Eğer kimse sakatlanmazsa hepimiz eminim daha çok keyif alacağız”. Aslında bütün bunlar Jason’ın dahiliğiydi. Kidd tarafından medyaya övülen Kittles ve Van Horn’un gururu okşanmıştı. Artık maçlarda kendilerine daha çok güveniyorlardı. Bu duruşlarına bile yansımıştı. Fakat tabi ki maçlar kazanılmaya başladıkça takımda bir rehavet oluştu. Bunu da düzeltmek Kidd’e kalmıştı. Yaptığı açıklamalarda henüz batıya deplasman turuna çıkmadıklarını yani henüz tam anlamıyla kendilerini sınayamadıklarını söylemişti. Korkulan oldu ve Nets batı turunun ilk maçında Denver’a boyun eğdi. Eleştiri oklarının hedefinde 1/10 üçlük isabetiyle oynayan Jason Kidd vardı. Sonraki maç Jazz ileydi. K-Mart’ın John Crotty ile dalaştığı Malone’un da daha sonra olaya dahil olduğu maçta New Jersey gülen taraf oluyordu. Batı turunun ilk galibiyeti böylelikle ikinci maçta gelmişti. Sonraki iki maç Clippers ve Kings’e karşıydı. Jason her iki maçta da triple-double istatistikleri elde ederek yeni takımına ne kadar alıştığını bir kez daha gözler önüne serdi. Eve döndüklerinde Nets hala Atlantic Dvision’da liderdi.
KİDD, PHOENIX’E KARŞI
Bir sonraki maç di
Bir sonraki maç diğerlerine göre çok daha kişisel bir karşılaşmaydı. Nets evinde Suns’ı ağırlıyordu. Kidd, Phoenix’in kendisine attığı kazığa sahada cevap vermek istiyordu. Kafasında maçı sıfır sayıyla tamamlayarak Nets’in yenmesini sağlamak vardı. Bunun Suns’a en iyi gönderme olacağını düşünüyordu. Fakat bu olanaksızdı. Ama gene de Jason ilk şutunu attığında asist hanesinde görülen 11 rakamı her şeyi açıklıyordu. Tribünde onu izleyen 3 yaşındaki oğlu T.J. ve karısı Joumana’nın da desteğiyle Kidd oyunun kontrolünü tamamen eline almış ve Nets maçı 106-87 kazanmıştı. Maç sonunda Kidd’in rakamları 6 sayı, 13 asist, 9 ribaund ve 4 top çalmaydı.
Nets, Atlantic Division zirvesinde yerini sa
Nets, Atlantic Division zirvesinde yerini sağlamlaştırdıkça taraftarlar Continental Airlines’ın yerini hatırlamaya başladılar. İlk maçtaki bir avuç taraftarın yerini şimdi binlercesi almıştı. Nets şovu kapalı gişe oynuyordu adeta. Tribünlerin doluluğu ile Nets’in fast break sayıları orantılıydı. Ne kadar çok seyirci o kadar güzel paslar, smaçlar, alley ooplar... Scott takımın bataklıktan çıkıp zirveye yükselmesini sakince izliyordu. Van Horn’un boşa çıkıp ceza üçlüklerini kesmesini, Kittles’ın güveninin yerine gelmesini tepki vermeden takip ediyordu. Fakat kimsenin tepkisiz kalamayacağı birisi daha vardı takımda: Kenyon Martin. Belki de Kidd’in gelişi en çok K-Mart’a yaramıştı. Orta mesafe şutu o kadar iyi olmayan Martin bu açığını Kidd’den aldığı pasları smaçlayarak kapıyordu. Savunmada ise, biliyorsunuz işte, sert çocuk rolü üstleniyordu. İtişmelerde, bloklarda, ribaundlarda boy ve fizik açığını mücadele hırsıyla kapıyordu.
O sıralarda Kidd artık kendini iyice kabullendirmiş olmanın da verdiği rahatlıkla medyaya yeni kulübünden övgüyle söz ediyordu: “Bu kulüpte çok yürekli insanlar var. Oyunu seven insanlar. Geçmişte alınan kötü sonuçlara rağmen soyunma odasında herkesin umutla maçı beklemesi çok güzel bir şey. Daha da iyisi, kimse geçmişten söz etmiyor. Herkes geleceğe umutla bakıyor.” Mesaj yerine gitmişti. Bir sonraki maç Minnesota Timberwolves ileydi. İki kulüp de yetenekli oyunculara sahipti ve kazanmaya odaklanmışlardı. Nets maça çok hızlı başlamıştı. Kidd de öyle. Erken gelen 19 sayılık bir üstünlük T’wolves’un bütün planlarını bozdu. Fakat daha sonra Kevin Garnett’ın çabalarıyla fark kapandı ve maç uzatmaya gitti. İşte geçmişte olsa NJ’nin kaybedeceğine kesin gözüyle bakılan bir maç daha. Ama Jason’ın kulakları bu tip söylemlere tıkalıydı ve Martin ile beraber 64 sayı atıp maçı 117-112 Nets’e getirmeyi bildiler. Kidd bu maçta 33 sayı üretirken, 8 asist, 6 ribaund ve 4 top çalma ile sahanın en iyisiydi. Maçtan sonra medya karşısında Koç Byron Scott “Eğer o, şu an ligdeki en iyi point guard değilse, hepiniz çıldırmış olmalısız” diyordu. “Maç istim üstündeyken topu istiyor çemberden geçiriyor ve maçı getiriyor.”
Nets’in transition oyun sistemi rakiplerini korkutmaya başlıyordu. Eğer onlara karşı bir şut kaçırmışsanız ve hücum ribaunduna girmek gibi bir hata yapmışsanız Nets ribaundu aldığı takdirde 2 saniye sonra kendi potanızda bir smaç yemeniz kaçınılmazdı. Bunda Kidd’in paslarının ve tabi aldığı savunma ribaundlarının önemi inkar edilemezdi. Kerry Kittles’a göre Kidd seken topu tuttuğunda kafasında sahanın bir resmini çekiyor öyle yere iniyordu. Paslarının yerini bulacağından kimsenin şüphesi yoktu. Çünkü Jason takım arkadaşının nereye gideceğini önceden sezebiliyordu.
Kerry Kittles
Kerry Kittles’a göre Kidd seken topu tuttuğunda kafasında sahanın bir resmini çekiyor öyle yere iniyordu. Paslarının yerini bulacağından kimsenin şüphesi yoktu. Çünkü Jason Kidd takım arkadaşının nereye gideceğini önceden sezebiliyordu
All-Star aras1Ġyakla_ıŲken East Rutherford bölgesinde inan1Ŭmaz bir trafik ya_šn1Źordu. Continental Airlines Arena o sezonki en kalabal1ū gününü ya_ıŹordu. Majesteleri _ťhre gelmi_Ŵi. Ve onu selamlamak üzere 20.049 izleyici tribünde yerini alm1şŴ1Į Bundan bir kaç sene önce Jordan, Kidd
All-Star arası yaklaşırken East Rutherford bölgesinde inanılmaz bir trafik yaşanıyordu. Continental Airlines Arena o sezonki en kalabalık gününü yaşıyordu. Majesteleri şehre gelmişti. Ve onu selamlamak üzere 20.049 izleyici tribünde yerini almıştı. Bundan bir kaç sene önce Jordan, Kidd’i golf oynamaya davet etmiş ve golfte bile ne kadar iyi olduğunu kanıtlamıştı. Ama Jason’ı daha çok etkileyen MJ’nin her alandaki kazanma arzusu idi. Kidd o gün golf sahasında da yeni bir ders almıştı. Şimdi çimdeki kapışma parkeye taşınmıştı fakat tabi ki Jordan eski Jordan değildi. Ama onu küçümsemek ondan 40 yemeniz için geçerli bir sebepti. Fakat Kidd ve Nets buna izin vermedi ve Wizards’ı eve eli boş gönderdiler. Hem de “sadece” 44 sayılık bir farkla!.
KIDD ROCKS
KIDD ROCKS
14.3 say1Ĭ 10.0 asist, 7.1 ribaund ve 2.15 top çalma ortalamalar1Ůa ra
14.3 sayı, 10.0 asist, 7.1 ribaund ve 2.15 top çalma ortalamalarına rağmen Jason Kidd All-Star maçında Doğu Karması ilk beşine aday gösterilmemişti. Fakat Carter sakatlanınca onun yerine başlayacağı duyuruldu. Bu sırada herkesin Kidd’e yönelttiği soru: “Nets’in böyle daha ne kadar devam edeceğini düşünüyorsunuz?” idi. Kidd’in cevabı ise gene takım arkadaşlarına duyduğu güveni gösterecek cinstendi: “Biz sadece sahaya çıkıp eğlenmeye çalışıyoruz ve tabi elimizden gelen en iyi şekilde oynamaya”. Bir zamanların popüler ABA takımı Nets NBA ye katılalı 25 yıldan fazla olmuştu ama en iyi galibiyet sayıları 49’dan (1982-83) öteye geçememişti. 2002 yılında herkes anlamıştı ki o sezon her şey farklıydı ve Nets emin adımlarla hedefe ilerliyordu. Belki de takımın All-Star arasından sonra yaşadığı düşüşün sebebi buydu -Nets’i küçümseyen takımlar artık akıllanmışlardı- evet artık Nets’i küçümseyen takımlar maç sonunda yedikleri farkla kendilerine geliyordu. İşi sıkı tutmayan bir savunma ise Jefferson ya da Martin tarafından cezalandırılıyordu. Hal böyleyken rakipler ekstra konsantre olarak NJ’ye hazırlanmaya başladılar. Takım art arda yenilgiler almaya başladı. Kidd’de herkes kadar suçluydu tabi. Özellikle istikrarsız şutu hiç olmadığı kadar çok eleştiriliyordu. Hawks ve Pistons maçlarında toplam 7-34 saha içi isabetiyle oynamıştı. Fakat evlerinde aldıkları arka arkaya 6 galibiyet takımı kendine getirdi. Sonuncusu Miami Heat karşısındaydı ve 97-78 Nets lehine biten bu karşılaşmada Jason Kidd o sezonki 7.triple-double’ının altına imzasını atmıştı. Ayrıca bu, takımın 41. galibiyetiydi dolayısıyla %50’lik sezon içi galibiyet yüzdesini garantilemişlerdi. Geriye kalan 17 maç içinde hala 50 galibiyete ulaşma şansları vardı. Nets ve Kidd vites arttırdı. Sonraki 11 maçın 8 inden galip ayrılıyordu. Wizards karşısında alınacak bir galibiyet “yarım dalya” demekti. Nets, Wizards’ı 13 sayıyla geçti, Kidd 21 sayı, 12 asist ile yıldızlaşmış seyircilerin “MVP” bağırışları arasında soyunma odasının yolunu tutmuştu. Başkan Rod Thorn “O ekstra bir şey yapmıyor. Normal hali bu.. zaten O’nu bu kadar inanılmaz kılan bu detay” diyordu. NBA Jason ilk senesinde takımına bir önceki sezona göre 23 galibiyetlik fazladan bir katkı yaparken izlemişti. Ama şimdi dipteki bir takımı zirveye taşımasını izlemek de biraz fazlaydı.
“O ekstra bir şey yapmıyor. Normal hali bu. Zaten O’nu bu kadar inanılmaz kılan bu detay”
Nets Ba_ūan1ĠRod Thorn
Nets Başkanı Rod Thorn
2002 NBA PLAYOFFLARI
2002 NBA PLAYOFFLARI
Sezon bitip de playofflar ba_Ŭad1ğıŮda Nets taraftarlar1Ġnormal sezon MVP
Sezon bitip de playofflar başladığında Nets taraftarları normal sezon MVP’sinin açıklanmasını dört gözle bekliyorlardı. Lakers’ın küçük çocuğu Shaq sezon başı favoriydi ama Duncan ve Kidd sezon içi performanslarıyla onu gölgede bırakmışlardı. Yarışmanın ikisi arasında geçeceğine kesin gözüyle bakılıyordu. Fakat her ne kadar kabullenmek istemese de Jason’ın kafasında MVP den daha başka sorunlar vardı: Playoff ilk turu.. Suns’taki başarısızlıkların tekrarı olmamalıydı fakat rakip de genç ve dinamik adeta patlamaya hazır bomba Pacers’tı. X faktör Reggie’yi de unutmamak lazımdı tabii..
Bir çok otoriteye göre Playofflar Nets için kabus gibi geçecekti çünkü oyun felsefesi devaml1Ġko_ŭak olan bir tak1ŭ1Ů playofflarda ba_šr1Ź1Ġyakalamas1Ġiçin ya bir mucize ya da çok kolay bir rakip gerekliydi. 0Ŭk maç Pacers
Bir çok otoriteye göre Playofflar Nets için kabus gibi geçecekti çünkü oyun felsefesi devamlı koşmak olan bir takımın playofflarda başarıyı yakalaması için ya bir mucize ya da çok kolay bir rakip gerekliydi. İlk maç Pacers’ın üstünlüğüyle sonuçlandı: 89-83. Saha avantajı kaybedilmişti. Herkes Jason’ı suçluyordu. Sebep, son dakikalarda pas vermeyi düşünmek yerine çok şut kullanmasıydı. Aslında Kidd’in yaptığı akıllıcaydı. El yakan topları o kullanıyordu, takım arkadaşları daha basit konulara odaklanabiliyorlardı. Sonuçta ikinci maç 16 sayılık bir Nets üstünlüğüyle sona eriyordu. Pacers koçu Isiah Thomas, eski bir guarddı ve oyunun kimyasını kavrayabiliyordu. Taktik olarak Jason’ın şut atmasını pas vermesine yeğliyordu. Ama Kidd 85-84 Nets lehine biten maçta ürettiği 25 sayıyla onları bir kez daha düşünmeye davet ediyordu. 4. maç ise Reggie Miller’ın kaybetmeyi kabullenmiyorum şovu şeklindeydi. Nets maçın henüz başında öne geçmiş, devre arasına doğru Pacers farkı kapamıştı. İkinci yarıda aynı senaryo: Nets açtıkça Pacers geri gelmeyi başarıyordu ve son sözü Miller söyleyecekti. 9 metreden attığı üçlükle maçı uzatmaya götürmeyi başardı. Fakat uzatmalarda her Pacers basketine Kidd verecek bir cevap buldu. Maç ikinci uzatmaya gitti. Ama Nets maçı 120-109 koparmasını bildi.
Sonra rakip Charlotte idi. Güçlü pota alt1Źla New Jersey
Sonra rakip Charlotte idi. Güçlü pota altıyla New Jersey’e sorun çıkarabilecek takımların başında geliyorlardı. Fakat Jamal Mashburn’un rahatsızlanması sonucu üstüne fazladan yük binen Baron Davis’in oyuna yeterli katkıyı yapmaması sonucu Nets seriden galip ayrılmayı bildi. Continental Airrlines Arena’daki ilk iki maçta farklı isimler ön plana çıktı. Kidd bu seride durgundu fakat ilk maçta Haris, benchten gelerek çok iyi katkı yaptı ve onun açığını kapadı. İkinci maçta ise adeta Van Horn şov vardı. Nets’te keyifleri bozan tek haber Tim Duncan’ın MVP seçilmiş olmasıydı. Koç Scott bu karara sitem ediyor “Bence |